Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

OSD Genel Sekreteri Prof. Dr. Ercan Tezer: Dünya standartlarında hizmete güçlü altyapı yakışır


Toplam taşıt üretiminde dünyada ilk 10'u, AB'de ise ilk üçü hedefleyen, Ar-Ge'de ise ilk beşte yer almayı amaçlayan Türk otomotiv endüstrisi, lojistik süreçlerde karşı karşıya kaldığı sorunlara çözüm bekliyor. Otomotiv endüstrisi tarafından ihraç edilen araçların yüzde 94'ünün denizyolu, yüzde 2'sinin demiryolu, yüzde 4'ünün ise karayolu ile taşındığını aktaran Otomotiv Sanayii Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Ercan Tezer, otomotiv lojistiği alanında faaliyet yürüten şirketlerin yüksek kalitede ve dünya standartlarında hizmet sunarken, ulaştırma altyapısındaki yetersizliğin sorun olmayı sürdürdüğüne işaret ediyor. Sektörün lojistikte karşı karşıya kaldığı en büyük problemleri limanlar ve mevcut demiryolu bağlantılarının yetersizliği olarak gösteren Tezer, “Lojistik planlaması sanayimizin karşı karşıya olduğu en önemli sorundur. Özellikle denizyolu taşımacılığı, sektörün ihracat hedefleri açısından büyük önem arz ediyor. Bu kapsamda Türkiye Otomotiv Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı'nda yer alan özellikle otomotiv ürünlerine uygun oto-port nitelikli limanlar ve çevresindeki ulaştırma altyapısının geliştirilmesi gibi hedeflerin ilgili kurumlar ile işbirliği içinde devamlılığı ve Hükümetimiz tarafından desteklenmesi sanayimiz için önem taşıyor” diye konuşuyor.

 

 

Otomotiv endüstrisi açısından yeni bir dönemin kapılarını açan Türkiye Otomotiv Sektörü Strateji Belgesi ve Eylem Planı'nı ve bunun sektöre yansımalarını nasıl değerlendiriyorsunuz? Eylül 2008'de tamamlanan ve DPT Müsteşarlığı yetkililerine sunulan “Marmara Bölgesi Otomotiv Lojistiği Planlaması Raporu”nda Marmara bölgesi, lojistik açıdan, konunun uzmanları tarafından çok ayrıntılı olarak incelenmiş, tüm taşıma modları, karayolu, demiryolu ve denizyolu, sanayimizin yakın gelecekteki 2 milyon adetlik ihracat hedefine yönelik olarak irdelenmişti. Konu ile ilgili olarak birçok eksiğimizin olduğu özellikle, limanlarımızın büyük çoğunluğunun demiryolu bağlantısı olmadığı gibi önemli sonuçlara ulaşılmıştı. Otomotiv sanayinin sürdürülebilir küresel rekabete ulaşması açısından önemli olan Otomotiv Sanayi Strateji Belgesi, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından 14 Nisan 2011 tarihinde kamuoyuna açıklandı. Otomotiv Sektörü Strateji Belgesi'nin Türk otomotiv sektörünün “Ar-Ge Üssü Olma” vizyonu çerçevesinde genel amacı, “Otomotiv sanayinin sürdürülebilir küresel rekabet gücünü artırmak ve üretimini ileri teknoloji kullanımının ağırlıklı olduğu katma değeri yüksek bir yapıya dönüşümünü sağlamak” olarak belirlendi. Otomotiv Sektörü Strateji Belgesi Eylem Planı'nın izlenmesi, değerlendirilmesi ve gerekli görüldüğü durumlarda revize edilmesi görevlerine sahip bir Yönlendirme Kurulu oluşturulacak. Altı ayda bir toplanması planlanan Yönlendirme Kurulu toplantılarına, ilgili diğer kurum ve kuruluşların yetkilileri ile özel sektör temsilcileri de davet edilecek. Strateji Belgesi Eylem Planı'nda yer alan hedeflerin sorumlu ve ilgili kurumlar ile işbirliği içinde devamlılığı ve Hükümetimiz tarafından desteklenmesi sanayimiz için önem taşıyor.

 

2010 yılı sonu itibariyle 1,5 milyon üretim kapasitesine ulaşan otomotiv endüstrisinin orta ve uzun vadeli hedefleri neler?

Krize rağmen 2009 ve 2010 yıllarında tedarik zincirinde yer alan firmalarımızda Ar-Ge girişimleri önemli bir ivme kazandı. Sanayimiz “Küresel Mükemmeliyet Merkezi” olabilmek için küresel firmaların sadece üretim yatırımlarını değil, Ar-Ge faaliyetleri ile ilgili yatırımlarını da ülkemize çekmeye yönelik olarak aksam ve parça sanayi firmaları ile birlikte yeni ürün tasarım çalışmalarını geliştirmek üzere hedeflerini belirledi. Sanayimizde Ar-Ge faaliyetlerindeki gelişmeler çerçevesinde yakın gelecekte, motorlu taşıt aracı üretimimizi 2 milyon adede, ihracatımızı ise 1,5 milyon adede çıkarma hedefimizi koruyoruz. Sanayimiz, AB ve dünya sıralamasındaki yerini daha da yükselterek dünyada toplam taşıt üretiminde ilk 10, AB'de toplam taşıt aracı üretiminde ilk 3 ve Ar-Ge'de ilk 5 içinde yer almayı hedefliyor.

 

AB'DEKİ DURGUNLUK SEKTÖRÜ TEDİRGİN EDİYOR

 

Türk otomotiv endüstrisinin önümüzdeki dönemde üretim planları ve ihracat rotaları nereler olacak?

2010 yılı, küresel krizden çıkışta bir başlangıç yılı olarak değerlendirilebilir. Yeni üretim projeleri Türkiye'ye gelmeye devam ederken, sanayimizde 2 milyar dolar dolayında kapasite artışı, teknoloji yenileme ve yeni model yatırımı yapılması planlanıyor. Yeni model çalışmalarının hız kazandığı da gözleniyor. Öte yandan 2011 yılının ilk üç ayında da talep artışı devam etti ancak bilindiği gibi kredi hacmini daraltmaya yönelik olarak TCMB'nin almış olduğu kararlar, Nisan ayı itibariyle otomobil satışlarını azaltıcı yönde etkilemeye başladı. Seçim sonrasında gerçekleşmesi beklenen vergi ve fiyat artışı ile ilgili spekülasyonlara bağlı olarak talebin öne çekilmesiyle birlikte Mayıs ayında satışların tekrar hareketlendiği görülüyor. Bugün itibariyle otomotiv sanayii, üretiminin yüzde 70'ini ihraç ediyor ve ihracatının yüzde 90'ını AB ülkelerine gerçekleştiriyor. Küresel ihracat projelerine bağlı olarak önümüzdeki yıllarda da ihracatımızın ağırlıklı olarak AB ülkelerine yapılacağı tahmin ediliyor. Ancak AB ülkelerinde ekonomik belirsizlik sanayimizin en büyük pazarı olan bu bölgede talebi olumsuz olarak etkiliyor ve önemli bir tehdit oluşturuyor. İhracatta AB pazarındaki durgunluğun özellikle hafif ticari araçlarda devam edeceği tahmin ediliyor.  



Yorumlar
Yorum Ekle