Kullanıcı Adı : Parola : Kayıt Ol  |  Şifremi Unuttum

Demir çelik sektöründen Tuna'ya lojistik davet


UTA Lojistik Dergisi, 2011 yılı itibariyle gelenekselleştirdiği 'Sektör ve Lojistik' sayfalarında bu ay İMMİB- Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci'yi ağırlıyor. 140'ın üzerinde ülkeye ihracat yapan sektörün yeni rotasının 'Tuna Boyu ülkeleri' olduğuna dikkat çeken Ekinci, demir çelik ihracatçılarının bu bölgede depo yatırımı yapmaya hazırlandığını açıklıyor. Ekinci, 2023 yılı hedeflerine ulaşmada önemli bir stratejik adım olacak bu yatırımların, lojistik sektörünün koordinasyonu ve işbirliğiyle başarıya ulaşabileceği mesajını veriyor.

 

  2010 yılı itibariyle dünya demir çelik üretimindeki yüzde 2,1'lik payını, 2023 yılı için hedeflediği 55 milyar dolarlık ihracat kapsamında yıldan yıla artırmayı hedefleyen Türkiye, yeni yatırımlarla dünya devleri arasına girmeye hazırlanıyor. Kriz döneminde ana pazarları olan Avrupa ve Kuzey Amerika bölgelerinde ciddi bir talep daralması yaşayan ama pazarlama, esneklik ve adaptasyon yeteneklerini kullanarak Kuzey Afrika ile Orta ve Güney Amerika'da kendine yeni pazarlar yaratan Türk demir çelik sektörü, yılda 30 milyon ton demir-çelik ticaretine konu olan Tuna boyu ülkelerindeki yüzde 1'lik pazar payını lojistik gücünü artıracak yatırımlarla yüzde 5'e çıkarmaya kararlı. Avrupa'da Tuna Nehri boylarındaki ülkelere depo kurmayı planladıklarını açıklayan İMMİB-Çelik İhracatçıları Birliği Başkanı Namık Ekinci, “2023 ihracat hedefimiz doğrultusunda yurtdışında Türk çeliğinin rekabet edebilirliğinin arttırılması için geleneksel yöntemlerin yanı sıra alternatif yollar oluşturulması gerektiğine inanmaktayız. Bu noktada dağıtım kanallarımızı geliştirmeye yönelik olarak; müşteriye daha iyi hizmet vermek adına daha kısa sürelerde ve sürekli mal temini imkânı sağlamaya olanak veren depoculuk faaliyetleri üzerinde çalışmalar yapmaktayız. Şimdilik henüz fikir aşamasında olan bu faaliyet için, pazar araştırmalarının yapılması ve gereken hukuki zeminin hazırlanması yönünde çalışmalarımız başladı” diye konuşuyor. Ekinci, lojistik sektörünün işbirliğiyle dünyanın çeşitli bölgelerinde depo yatırımları yapılarak ihracatta önemli başarılar kaydedilebileceğini vurguluyor.

 

Demir çelik sektörünün 2010 yılı ihracat karnesi hakkında bilgi verir misiniz? Son yıllarda en fazla ihracat artışı hangi bölgelerde/ ülkelerde kaydedildi?

 

2010'da dünya çelik üreticileri arasında 10'uncu, Avrupa'da ise Almanya'nın ardından 2'inci sıraya yerleşen sektörümüzün ihraç pazarları arasında ilk sırayı 7,3 milyon ton ve 4,6 milyar dolarlık ihracatla yine Orta Doğu bölgesi aldı. İhraç pazarlarımız arasında 2. sırayı alan Kuzey Afrika bölgesinde ise 2009 yılına kıyasla miktar olarak %47, değer olarak %34'lük ciddi bir düşüş olduğunu görüyoruz. Bu düşüşe rağmen Kuzey Afrika'ya 2010 yılında 2,6 milyon ton çelik    ürünü ihraç edip 1,8 milyar dolarlık döviz elde etmiş bulunuyoruz. İhraç pazarlarımız arasında 3. sırayı 2,3 milyon ton ile AB bölgesi aldı, bu bölgeye yapılan ihracatta miktar bazında %2,5 düşüş yaşanmasına rağmen değer olarak %14 artış yaşandı ve ihracatımız 2,1 milyar dolar seviyesine ulaştı. 2010 yılı çelik ihracatında en büyük artış, Kuzey Amerika'ya ve Orta ve Güney Amerika'ya oldu. Kuzey Amerika'ya çelik ihracatımız, 2009 yılına göre %91,2'lik artışla 755,7 milyon dolara çıktı. Orta ve Güney Amerika'ya ihracatımız ise %63'lük artışla 876,6 milyon dolara yükseldi. 2011 yılında 20 milyon ton ihracat,16 milyar dolar civarında da ihracat geliri olacağı hesaplanıyor.

 

 LOJİSTİK, YENİ PAZARLARDA CAN DAMARI OLDU

 

Lojistik sektörü yeni pazarlara ulaşma hedefinizi nasıl destekliyor ve lojistik avantajlar ihraç pazarlarının çeşitlendirilmesinde nasıl bir rol oynuyor?

 

Çelik sektöründe, en önemli konulardan biri olarak lojistik çözümleri görülüyor. Hatta bu krizden sonra pazarlara ulaşım açısından dış ticaretin can damarı, 'doğru lojistik yollarını seçmektir' diyebiliriz. Kriz ile büyük ticari alımlar yapan ve geleneksel pazarlarımız olarak nitelendirdiğimiz ülkelerde talepte yaşanan düşüş ile bu ülkelere yönelik satışlarımız miktarı büyük ölçüde azaldı hatta bazı pazarlarda durma noktasına geldi. Bu noktada, firmalarımız alternatif pazar arayışına girdi ve lojistik sektörünün gelişimiyle birlikte, bilinen pazar alanlarının dışına çıktı. Bugün, ülkemiz çelik sektörü, dünyadaki hemen hemen her ülke ile dış ticaret yapıyor, hatta farklı bir ülkedeki bir malı Türkiye'ye getirmeden yine başka bir ülkeye daha karlı bir şekilde satabiliyor. Geçmişte daha çok CIF - FOB gibi teslim şekilleri bilinip uygulanırken, birçok olumlu gelişmelerden dolayı ihracatçımız- ithalatçımız artık her türlü teslim şekliyle mal satıp, mal satın alabiliyor. Bu değişim, kalifiye ve donanımlı lojistik sektörü vasıtası ile oldu. Bu sayede sektördeki pazarlar çeşitlendi ve dış ticarette bölge farkı, doğru çözüm ve fiyatlandırma ile azaldı.

 

Sektörün gider kalemleri arasında lojistik nasıl bir pay teşkil ediyor? Bu payı aşağı çekmek için sektör temsilcilerinin ve birliğinizin bir çalışması bulunuyor mu?

 

Türk çelik üreticileri şimdiye kadar 140'ın üzerinde ülkeye mal temin etti. Mevcut pazarlarımızı geliştirmek ve yeni pazarlara ulaşabilmek açısından lojistik giderler tabi ki kritik önem taşıyor, zira rekabetçi fiyatlar verebilmemizin ön koşulu maliyetlerimizi minimum seviyelere indirmekten geçiyor. Diğer taraftan demiryolu taşımacılığının ihracatta aktif kullanıma daha elverişli hale getirilmesi konusunda da taleplerimizi ilgili makamlara iletmiş bulunmaktayız. Ayrıca bazı ülkelerdeki gümrük prosedürlerinden kaynaklanan sorunların çözülmesini teminen, başta Ticaret Müşavirliklerimiz olmak üzere, ilgili kurumlarla yakın koordinasyon içerisinde girişimlerimiz sürüyor.  

 

KARDEMİR LİMAN YATIRIMINA BAŞLIYOR

Bulunduğu bölgenin tek ve en güçlü ray üreticisi olan Kardemir A.Ş. Zonguldak'ın Çaycuma ilçesine bağlı Filyos'ta kuracağı limanla 190 bin DWT'a kadar olan kuru dökme yük gemilerine hizmet vermeye hazırlanıyor. Gerek ithalat gerekse ihracatı için Filyos'ta yapmayı planladıkları liman projesi ile ilgili çalışmaların devam ettiğinin bilgisini veren Kardemir Genel Müdürü Fadıl Demirel, bu projeyle sadece Kardemir'in değil, Karabük ilinin de denize bağlanacağını söylüyor. Türkiye'nin ilk entegre demir çelik fabrikası olan Kardemir'in 1 milyon 800 bin ton/yıl üretim kapasitesiyle Türk demir çelik sektöründe 2010 yılı rakamlarına göre %5,2'lik bir üretim kapasitesine olduğunu belirten Demirel, Kardemir'in aynı zamanda ray üretiminde Türkiye ve bölge ülkeler arasındaki tek kuruluş olduğunu söylüyor. Demirel, üretimiyle yurtiçi taleplerin yanı sıra Ortadoğu bölgesi ülkelerinin ray taleplerini de karşılayan şirketin Suriye ve İran'a ray ihracatı gerçekleştirdiğini aktarıyor. Türkiye'nin demir çelik üretiminde dünya devleri ile yarışır hale geldiğini aktaran Demirel şu bilgileri veriyor: “Türkiye'nin yakın gelecekte Ukrayna ve Brezilya'yı da geride bırakarak dünyanın en büyük 8. üreticisi olması bekleniyor. Yassı üründe de önümüzdeki yıldan itibaren ülkemiz ihracatçı konuma gelecek. Bu nedenle yurtiçi tüketim miktarları artsa dahi ülkemiz devreye giren yeni kapasitelerle birlikte demir çelik sektöründe ihracatçı konumunu sürdürecek. Bu açıdan sektörümüz için başta komşu ülkeler olmak üzere tüm dünya ülkelerinde pazar payımızı artırmak kaçınılmaz... Sektör temsilcilerimiz bu konuda da oldukça başarılı oolduklarını geçtiğimiz yıllarda gösterdi. Gerçekleşen ihracat rakamları da bunu gösteriyor"



Yorumlar
Yorum Ekle